Kadınlara Özel Ayak Sağlığı Dermo Kozmetik Sac Ürünleri Zayıflama Ürünleri Bitkisel Sabunlar Kisisel Bakim Ürünleri Vitamin ve Minerals Kozmetik +18
ANA SAYFA İNDİRİMLİ ÜRÜNLER YENİ EKLENEN ÜRÜNLER İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ ALIŞVERİŞ SEPETİM
 
Hızlı Arama :
 
Hamilelik Öncesi ve Hamilelik sırasında Bilinmesi Gerekenler
Son Güncelleme : 2009-07-23 10:27:21

hamile kalmadan öneriler,

Hamile kalmayı planladığınız andan itibaren sigarayı bırakmalı, sigara içilen ortamlardan uzak durmalısınız.
Alkol kullanımını bırakmalı ve eğer kullanıyorsanız uyuşturucu, sakinleştirici, uyarıcı ilaçlardan vazgeçmelisiniz.
Akne (sivilce) ilaçlarının bazıları (izotretinoin içerikli olanlar) erken hamilelik döneminde kullanıldığında bebek için ileri derecede sakıncalı olabilir.

Ağrı kesici olarak mümkün olduğunca parasetamol içerikli ilaçları kullanmalısınız.

Düzenli beslenmeye hemen simdi başlamalısınız. Doktorunuzun önerdiği folik asit takviyesini ihmal etmemelisiniz.
Başka nedenlerle doktor kontrolüne gittiğiniz her durumda, doktorunuzu hamile olabileceğiniz konusunda uyarmalısınız.
Evinizde kedi besliyorsanız ve tok-soplazma tetkikleriniz bu hastalığı geçirmediğinizi gösteriyorsa, kedinin dışkısıyla temas etmemeye özen göstermelisiniz. Yine ek bir önlem olarak; toksop-lazmadan korunmak için cig et tüketiminden vazgeçmelisiniz.

 

 

 

En verimli gün
Kadının hamile kalmak için en verimli günleri, yumurtlamanın olduğu gün ve bu tarihten 5 gün öncesidir.
 Bu günleri bulmak için öncelikle yumurtlama gününün nasıl hesaplanacağını bilmek gerekir.
Yumurtlama günü adet döngüsünden (kadında adet kanamasının ilk gününden diğer adet kanamasının ilk gününe kadar gecen süre) 14 gün çıkarılarak bulunur.
 Adet döngüsü 30 gün olan bir kadında yumurtlama 30-14=16. adet döngüsü günüdür. Yani bu kadının yumurtlama günü,
adet kanamasının ilk başladığı günden hesaplayacak olursak, 16. gündür. Bu tarih ve 5 gün öncesi ise hamile kalmak için en uygun günlerdir.
 Yani, hamile kalmak için en uygun günler döngünün 11-16. günleridir. Döngüsü 31 olan bir kadında ise 31-14=17. gün yumurtlama günüdür.
12-17. günler hamile kalmak için en uygun günlerdir.

 

 


Uygun şekil:
Gebelik için uygun dönem saptandıktan sonra ikinci aşama cinsel birleşmenin şeklidir. Pek çok pozisyon gebelik için uygun ortam yaratmaz. Normal bir ilişki sonrası gebelik oluşabilmesi için spermlerin vajinaya uygun şekilde bırakılması ve vajinanın spermlerin rahim içine doğru ilerleyebilmesi için uygun pozisyonda durması gerekir. Bu şartları sağlayan pozisyonlar erkeğin üstte olduğu, kadın ve erkeğin yana doğru dönük olduğu pozisyonlar ile kadının diz-dirsek pozisyonunda olduğu şekillerdir. Erkeğin üstte olduğu durumda kadının kalçaları altına bir yastık yerleştirerek pelvisini yükseltmesi spermlerin doğru yönde ilerlemelerine yardımcı olur. Diz-dirsek pozisyonu ise özellikle sperm sayısı düşük olan durumlarda ek fayda sağlar. Oturur pozisyonda, kadının üstte olduğu veya ayakta olan cinsel ilişkiler gebelik elde etmek için uygun değildir.

İnsanlarda cinsel ilişkinin amacı büyük ölçüde haz almak olmasına rağmen biyolojik açıdan primer amacı soyun devamını sağlamak yani gebelik elde etmektir. Bu amaç dışında birleşme doğada sadece insanda ve birkaç türde daha olmaktadır. Gebelik elde etmek isteyen çiftler bu nedenle ilişki esnasında bazı etkinliklerden kaçınmalıdırlar. Bunların başında oral seks gelir. Tükrük içinde bulunan birtakım enzimler ve bakteriler spermlerin dölleme kabiliyetini azaltır, hatta spermlerin ölümüne neden olabilir. benzer şekilde anal seks de sperm aktivitesi üzerinde olumsuz etki yaratabileceğinden bu tür ilişkilerden kaçınılmalıdır. Yine benzer mekanizma ile ilişki esnasında kullanılabilen kayganlaştırıcılar da sakıncalıdır. Özellikle petrol bazlı olan vazelin, masaj yağları gibi maddeler kesinlikle kullanılmamalı, mutlaka kayganlaştırıcı kullanılması gerekiyor ise su bazlı olanlar tercih edilmelidir.

Gebelik arzulayan çiftlerin su altında veya içinde ilişkide bulunmaları vajen pH'ı bozulacağından sakıncalıdır. Sıcak su da sperm sayısı ve hareketliliğini bozacağından önerilmez.

 

 

Hamileliğe vücudunuzu hazırlayın!
 
  
Hamileliklerin ancak %50'si planlanarak gerçekleşir. Ne de olsa anne doğası sürprizleri sever. Eğer yakın bir zamanda hamilelik düşünüyorsanız, yaşam tarzınızı daha sağlıklı bir hale getirmelisiniz.

Türk Böbrek Vakfı Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op.Dr. Sait Halil hamile kalmadan önce yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

Erkekler için öneriler

Sigarayı bırakın. Sigara döllenmeyi azaltabilir ve eğer erkeklerin eşleri de sigara içiyorsa, döllenme şansını iyice azalır. Babaların sigara içmesi; hem doğumdan önce hem de doğumdan sonra bebeğin sağlılığını olumsuz yönde etkiler. (örneğin; solunum problemleri ortaya çıkabilir.)

Çok fazla alkol almak spermin kalitesini etkileyebileceği gibi partnerinin başarılı bir hamilelik yaşamasını da engelleyebilir.

Stresten uzak durun. Stres vücutta hormon değişikliğine yol açar ki bu da; döllenme problemlerini beraberinde getirir.

Rahat olun. Spermler genellikle vücut sıcaklığından daha yüksek sıcaklıkta üretilmektedir, bu nedenle çok uzun süre sıcak banyoda kalmayın. Bunun yanı sıra testislerdeki dolaşımı engellemeyen (rahat) iç çamaşırı kullanmaya özen gösterin.

Sağlıklı beslenme ve düzenli egzersizler stresinizi azaltacağı gibi vücudunuzu da geliştirecektir. Tüm bunlar partnerinize olan desteğinizi göstermek ya da kanıtlamak için güzel bir yoldur.

Kadınlar için öneriler

Sigarayı bırakın. Sigara; düşük, ölü doğum, erken doğum ve düşük doğum tartılı bebek gibi riskleri arttırır. Bunun yanı sıra sigara özellikle çocuğunuzun yeni yürümeye başladığı dönemleri ve hatta sonrasını da etkiler. Bu etkilerin en başında ise; solunum yolları hastalıkları gelir.

İçkiyi kesin. Çok fazla alkolden uzak durun; fakat az miktarda alkolün döllenmeyi arttırdığı da kanıtlanmıştır.

Kilonuza dikkat edin. Çok fazla kilolu olmamak gebe kalmayı kolaylaştıracağı gibi, hamilelik döneminizi de rahat geçirmenizi sağlayacaktır. Düzenli yapılan rejimler hamilelik sırasında güvenlidir ve bazen gerçekten çok kilolu kadınlara tavsiye bile edilir, ama tabii her zaman doktor kontrolünde olmak şartıyla. Çok zayıf olmak, döllenme şansını azaltır; fakat çok kilolu olmakta hamilelik sırasında oluşabilmesi muhtemel hastalıklar (yüksek tansiyon, diyabet gibi) riskini çok büyük miktarda arttırır.

Sağlıklı bir hamilelik için düzenli doktor kontrollerini ihmal etmeyin. Folik asit içeren gıdalar tüketin. Folik asit(folate olarakta bilinir) içerdiği büyük ölçüdeki B vitamini ile Nöral tüp defektini (örn; spina bifida) engelleyen bir yapıya sahiptir. Folik asidi hamile kalmayı denemeden önce alınmaya başlanması tavsiye edilir çünkü Nöral tüp defekti rahatsızlığı genellikle hamileliğin başında ortaya çıkarlar. Önerilen doz ise; günde 400 mikrogramdır. Folik asit; koyu yeşil sebzelerde, portakalda ve kahvaltılık mısır gevreklerinde bulunur.

 

 

 

 

 

Hamilelik döneminde yaşın önemi
 
  
Hamile kalma yaşı 18-35 yaşları arasında uygundur. İki doğum arasında da en az 2 yıl olması istenir ki bu da anne adayının yeniden sağlıklı bir doğum yapabilmesi için vucudunun toparlanmas ve gebelikte kullanılacak besin depolarının dolmasına yetecek kadar geçen zamandır. Anne adayını yaşı 18 in altında veya 35 in üzerinde olması gebelikte riski artırmaktadır.

ERKEN YAŞTA HAMİLE KALMANIN RİSKLERİ NELERDİR?
Erken yaşta yapılan evlilikler kırsal kesimde daha çok görülmektedir. 18 yaş altında hormonal ve duygusal gelişimini tamamlamadan yapılan evliliklerde sorunların çıkması olasıdır. Doğum kontrol yöntemleri hakkında tam olarak bilinmemesi ve hemen gebe kalınması sorunları artıracaktır. Ergenlik çağında ruhen gebeliğe hazır olmayan kadın, bilinçli şekilde gebelik bakımını da yapamayabilir. Bunun yanı sıra yumurtalıkların düzenli çalışmamsı ve hormonal dengenin tam oluşmaması nedeniyle erken doğum riski 1.9 kat, düşük kilolu bebek doğum riski 2-2.4 kat artmaktadır. Erken yaştaki gebeliklerde preeklampsi dediğimiz gebelikte tansiyon yükselmesi ve buna bağlı anne ve bebeğin olumsuz etkilenmesi söz konusudur. Erken yaşlarda fiziksel olarak gelişim tamamlanmadığından doğum kanalı darlıklarına bağlı zor doğumla karşılaşılabilir .

İLERİ YAŞTA HAMİLELİKLERDE RİSKLER NELERDİR?
Günümüzde kadınların çalışması, kariyer yapma isteği evlilik yaşının dolayısıyla gebe kalma yaşını da geciktirmektedir. Otuzbeş yaş üzeri gebelikler hem anne hem bebebk için riskler taşımaktadıor. İlerleyen yaşla birlikte yumurtalık rezervleri azalmakta ve yumurta kalitesinde de düşme oluşmaktadır. Bu nedenle yaşla birlikte gebe kalmada da problemlerle karşılaşılmaktadır. Özelikle ananesinde erken menapoz öyküsü olanlar gebe kalma yaşını geciktirmemelidirler. İlerleyen yaşla birlikte kadınlarda hipertansiyon, diabet ve kalp damar hastalıkları ortaya çıkma olasılığı artmakta ve sağlıklı bir gebelik geçirmeyi riske sokmaktadır. Bu nedenle ileri yaştaki anne adayları doktora gidip ilgili sağlık testlerini yaptırmalıdır. Bu kronik hastalıklarla birlikte ileri yaşlarda myom gibi genital organlardaki urların bulunma olasılığı artmakta ve gebeliği riske sokmaktadır. İleriş yaşlarda karşılaşılabilecek diğer bir sorunda plasentanın aşağı yerleşmesidir . Plasenta previa denilen bu durum gebelikte kanamalara doğumunda sezeryanla gerçekleşmesine ve annede kan kaybına neden olmaktadır.

Ayrıca ileri yaştaki gebeliklerde karşımıza çıkacak diğer bir sorun kromozom bozukluklarına bağlı anomalili bebek doğurma riski artmaktadır. Yaşlanan yumurta da hücre bölünmesi bozukluklarına bağlı kromozomal hastalıklar sonucu düşük oranları % 20-30 lara kadar çıkmaktadır. Kromozomal bozukluklarda da en sık rastlanılanı Down Sendromudur (mongol bebek) .Bu bebeklerde hem zeka hem bedensel özürleri görülmektedir. Böyle bebkler anne karnında ölebileceği gibi doğum sonrasında kalp rahatsızlıkları nedeniyle erken yaşta kaybedilmektedir. Down sendromlu bebek doğurma riski 20 yaşında 1527 de bir iken otuzbeş yaşında 356 doğumda bire ve 40 yaşında 97 de bire yükselmektedir. Bu nedenle 35 yaş üzeri gebeliklerde amniyosentez yapılmalıdır.

BABA ADAYININ YAŞI ÖNEMLİ Mİ?
Baba adayının yaşı arttıkça spermlerin genetik yapısı bozulmakta buna paralel olarak da bebekte otozomal dominant geçişli genetik hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Otozomal dominant hastalıklardan Marfan Sendromu , Huntington Korea, Von Willebrand hastalığı ve Akondroplazik bebek doğurma riski artmaktadır.

Özellikle kırklı yaşlardan sonra sperm kalites,inde düşme boş gebelik denilen anormalliklere yol açmaktadır. Erken düşüklerin artış riski 1.56 dır
 

 

 

 


Gebe kalamama nedenleri
 
  
1- Sperm Üretimi ve Spermin İletilmesiyle İlgili Sorunlar
Erkek faktörüne bağlı gebe kalamama durumunda en önemli neden sperm üretimi veya üretilen spermin iletimi ile ilgili sorunlardır. Oligospermi (sperm sayısının düşük olması) ve azospermi (hiç sperm olmaması) doğumsal hastalıklara bağlı görülebileceği gibi, varikosel gibi hastalıklarda, vazektomi (erkekte aile planlaması amacıyla vaz deferens adlı kanalın bağlanması) sonrasında, karın ameliyatlarında (örnek fıtık ameliyatları) vaz deferensin istenmeden kesilmesi sonrasında da ortaya çıkabilir. Erkeğin aşırı sigara ve alkol kullanması diğer önemli nedenlerdir. Erkeğin erken boşalması veya ereksiyon ("peniste sertleşme") kusurları da sperm üretimi olmasına karşın üretilen spermin kadına ulaşmasını engelleyerek gebe kalamama nedeni olabilir. Benzer şekilde cinsel ilişki sayısının az olması da gebe kalamama nedeni olmasa da geç gebe kalma nedeni olabilmektedir.

2- Oosit (yumurta hücresi) Üretimi İle İlgili Sorunlar
Kadından kaynaklanan kusurlarda en sık görülen neden kadında döllenebilecek yumurta hücresi üretimi, yani ovulasyon (yumurtlama) olmamasıdır. Bu durum polikistik over sendromu gibi kronik bir nedene bağlı olabileceği gibi, kadının yumurta hücreleri menopoz ya da prematüre ovaryan yetmezlik ("erken menopoz"-burada erken menopozdan kastedilen 30 yaş öncesinde oluşan menopozdur) nedeniyle tükenmiş de olabilir.

Nadir görülen bir neden de kadında yumurtalıkların hiç olmamasıdır, ki bu durum kendini zaten hiç adet görmemiş olma şeklinde gösterir.
Menopoz, kadında yumurtalıklarda yumurtlama için kullanılabilecek oosit (yumurta) hücrelerinin tükenmesinden kaynaklanır. Erkekte ömür boyu sperm üretimi devam etmesine karşın, kadın dünyaya geldiği anda belli sayıda yumurta hücresi ile doğar. Yaklaşık 400 olan bu sayı tükendiğinde menopoz oluşur. Menopoz Türk kadınında ortalama olarak 47 yaşında ortaya çıkar ve kalıtsal özelliklerden etkilenir (annenizin menopoza girdiği yaş önemlidir). Halk arasında "erken menopoz" olarak bilinen durum menopozun daha erken (35-40 yaşlarında) ortaya çıkmasıdır. Bu durum normalin bir varyantıdır, çeşitli nedenleri olabilmesine karşın en sık görülen neden kalıtsal olarak belirlenen menopoz yaşının düşük olmasıdır. İleri inceleme gerektirmez.

30-35 yaşından önce menopoza giren kadınlarda ise bunun nedenini ortaya çıkarmak için incelemeler yapmak gerekebilir. POF (premature ovarian failure- prematüre ovaryan yetmezlik) adı verilen bu durumda yumurta hücreleri hızlı bir şekilde tükenmektedir.

3- Yumurta Hücresi İle Sperm Hücresinin Karşılaşması Ve Birleşmesiyle İlgili Sorunlar
Sperm üretimi ve iletilmesinin normal olması, kadında ovulasyon (yumurtlama) yoluyla döllenebilir oosit (yumurta hücresi) sağlanması gebelik oluşumu için yeterli değildir.

Yumurtalıktan) karın boşluğuna atılan yumurta hücresi Fallop tüpünün fimbriyaları ("saçakları") tarafından yakalanılarak tüpün içine gönderilmeli, burada yumurta hücresi spermlerle karşılaşmalı, döllenme gerçekleştikten sonra döllenen zigot tüpteki yolculuğuna devam etmeli ve rahim iç tabakasında kendine uygun bir yer bularak yerleşmelidir. Bunun için de dış ortamdan vajinaya, vajinadan rahimağzına, rahimağzından rahim iç tabakasına, buradan da Fallop tüplerine, Fallop tüplerinden karın boşluğuna uzanan yol tümüyle açık olmalıdır.

Bu yolda engeller oluşturabilecek çok sayıda durum vardır:
Yolun en başı dış ortamdan vajinaya geçiştir, en son kısmı da fimbriyalarla karın boşluğu bağlantısıdır. En nadir görülen tıkanıklıklar yolun en başında yer alanlar, en sık görülen tıkanıklıklar da yolun en sonunda görülenlerdir. Daha net olmak gerekirse bir kadında vajina girişinde yer alan kızlık zarı doğuştan tümüyle tıkalı olabilir, vajina, raimağzı veya rahim yine doğuştan hiç olmayabilir. Ancak bu doğumsal kusurlara çok ender rastlanır ve kendilerini hiç adet görmemiş olma şeklinde gösterirler.

Tüplerin tıkanması: tek taraflı tıkanıklık gebe kalamama sorunu yaratma olasılığı düşük bir durumken tüplerin iki taraflı olarak tıkanması kesin bir gebe kalamama nedenidir. Bu tıkanıklıkların en sık görülen nedeni daha önceden geçirilen pelvik enfeksiyonlardır (PID). Bununla birlikte endometriyozis hastalığı, tüplerde basıya neden olan miyomlar, pelvisteki yapışıklıklar tüplere dıştan bası yaparak, ya da yumurtalıktan atılan yumurta hücresinin Fallop tüplerinin saçakları tarafından yakalanmasını engelleyerek gebe kalamama nedeni olabilirler.

Asherman sendromu: daha önceden geçirilen "problemli" kürtajlar rahim iç tabakasının belli kısımlarında yapışıklığa neden olduklarında gebelik ürünü rahim içinde implantasyon (yerleşmek) için uygun bir alan bulamayabilir.

Doğumsal genital anatomik bozukluklar: Rahim (uterus) içinde yeralan septumlar ("perde"), rahimin şekil bozuklukları (bikorn (çift odacıklı) uterus, unikorn (tam gelişmemiş) uterus, çift uterus) gibi durumlar daha çok düşük ya da erken doğum nedeni olsalar da infertilite oluşumuna önemli katkılarda bulunabilirler.

Bilinmeyen nedenler:
Bazı çiftlerde yapılan temel incelemelerde hiçbir sorun bulunmaz, ancak çift gebeliği başaramadığına göre mutlaka bir neden vardır. Açıklanamayan infertilite olarak adlandırılan bu durumun en muhtemel nedeni çiftin çeşitli nedenlerle zor gebelik oluşturan grupta olmasıdır. Çiftin durumu beklemeye elverişliyse belli bir süre sonunda gebelik oluşması çok büyük bir olasılıktır.

Açıklanamayan infertilitenin "açıklayamadığımız" kısmı bazı durumlarda sperm hücresi-yumurta hücresi etkileşimi seviyesinde veya embriyo oluşumundan rahim iç tabakasında yerleşimine kadar geçen aşamalardan birinde olabilir. "Açıklanamayan" bu durumlar tüp bebek uygulaması esnasında erkeğin ve kadının hücreleri yan yana getirilmesine karşın birleşmenin gerçekleşmemesiyle veya embriyonun tüp bebek uygulamasında rahim içine yerleştirilmesine rağmen "tutunamaması" neticesinde anlaşılabilmektedir. Sperm-yumurta hücresi veya embriyo-rahim iç tabakası arasındaki bu geçimsizliğin nedenleri üzerindeki araştırmalar sürmektedir.


 

 

 

Soya kadının doğurganlığını engelliyor
 
  
İngiltere'de King's College'de Üretim Biyolojisi alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Lynn Fraser, çocuk sahibi olmak isteyen ve hamile kalmaya çalışan kadınları soya ve yan ürünleri konusunda uyardı.

Bu durumdaki kadınların soya sosu, soya sütü ve benzeri ürünler tüketmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Fraser, bu ürünlerin kadının doğurganlığını olumsuz etkilediğini kaydetti.

Soya fasulyesinin içinde bulunan ''genistein'' adlı bir maddenin spermlerin yumurtayı döllemesini engellediğini belirten Prof. Dr. Fraser, deneyleri sırasında insan spermlerinin küçük dozda genistein maddesi içinde bir saat bekletildiklerinde, yumurtaya girmelerini sağlayan başlıklarını kaybettiklerini tespit ettiğini bildirdi.

Bu nedenle anne olmak isteyen kadınlara, tofu ve benzeri Uzakdoğu mutfağının temelini oluşturan besinlerden uzak durulması tavsiyesinde bulunan Prof. Dr. Lynn Fraser, özellikle de hamile kalma olasılığının arttığı dönemlerde soya tüketmemeleri gerektiğini önerdi.


 

 

 


Nedir bu folik asid?
 
  
Hamilelik süreci başlamadan önce mi içilmeli? İçmemek kayıp mı? Alzheimer’a iyi mi geliyor? Bebek sahibi omayı düşünmüyorsak bile içmeli miyiz?
 Ve bunlar gibi Folik Asid deyince aklımızdan bu tip kaç soru geçiyor? Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Murat Keskin’e Folik Asid’i sorduk.

Folik Asid nedir? Folat diye de bilinen folik asid bir B vitaminidir (B9).
Bir çok araştırma gebe kalmadan önce ve erken gebelik aylarında günde 400 mikrogram (0.4 miligram) folik asid almanın,
bebeklerde ciddi beyin ve omurilik hastalıklarını %70 den fazla azalttığını göstermiştir.

En çok rastlanan sinir sistemi hastalıklarını; spina bifida (omurganın kapanmayarak açık kalması), anansefali (beyinin gelişmemesi),
ve ensefalosel (beyinin kafatası kemiğinden dışarı çıkması) oluşturmaktadır. Bütün bu sorunlar gebeliğin ilk 28 gününde oluşur.
Bu dönemin ilk günlerinde anne gebe kaldığının farkında değildir.

Buda bebek doğurma yaşındaki bayanların neden folik asitten zengin yiyeceklerle beslenmeleri yada folik asid takviyesi almaları gerektiğini göstermektedir. Kaldı ki gebeliklerin sadece %50 si planlıdır.

Folik asid aynı zamanda hücre büyümesinde ve organ gelişiminde de rol oynar.

Peki yeterli folik asid miktarı nedir? Birleşmiş Milletler Hastalık kontrol ve Korunma Merkezi (CDC- Centers for Disease Control and Prevention)
 çocuk doğurma çağındaki ve özellikle gebe kalmayı planlayan bayanların günde 0.4 miligram (400 mikrogram) folik asid almalarını önermektedir.
Uygun folik asid alımı çok önemlidir. Gebe kalmadan 1 ay önce ve sonrasında en az 3 ay alınması bebekte sinir sistemi hastalıkları riskini azaltmaktadır.
 Gebelik esnasında 800 mikrograma çıkılabilir.

Birçok besin kaynağında folik asid bulunmasına rağmen sadece günlük diyetle bu miktarı almak zordur.
 Bu nedenle gebe kalmayı planlayan bayanlar için folik asid takviyesi sağlıklı bir diyetin parçasıdır.

Doğal yoldan almak istesek, Folik Asid içeren besinler hangileri? Zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıllar
Mercimek
Kuşkonmaz
Ispanak
Fasulye
Yer fıstığı
Portakal suyu
Tahıl ekmaği
Marul
Brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler.

Pişirilmiş ve dondurularak saklanmış yiyeceklerde folik asid miktarı azalabilir.

 


Bebek sahibi olmak isteyenlere Folik Asid ile ilgili tavsiyeler.
 Daha önce sinir sitemi sakatlığı bulunan bir bebek doğurulmuş ise daha yüksek dozda folik asid alınmalıdır.
Bunlarda 4000 mikrogram yani 4 miligram folik asid günde kullanılmalıdır.
Gebelikten en az bir ay önce başlanmalı ve gebeliğin ilk 3 ayında devam edilmelidir.

Diabet, sara, yada aşırı obez olanlarda bu hastalıkların görülme olasılığı daha fazla olduğundan bu gruba giren bayanlarda da yüksek doz folik asid kullanılması önerilebilir.

Folik Asid doğumsal sakatlıkları azaltmanın yanı sıra; gebelerde kan hücrelerinin artması içinde yardımcı olur. Ayrıca bebeğin ve plasentanın (eş) da gelişiminde gereklidir. Bir çalışmada folik asid eksikliği olan kadınlarda erken doğum ve düşük ağırlıklı doğumların daha sık olduğu görülmüştür. Bir başka çalışmada ise folik asid eksikliği bulunanlarda gebelikte yüksek tansiyona daha çok rastlandığı bildirilmiştir.

Gebelik dışında Folik Asid kullanımı hakkında neler düşünüyorsunuz? Folik asid eksikliğinde megaloblastik anemi (kansızlık) meydana geldiğinden sadece gebeler için değil her insan için önemlidir. Ayrıca folik asid kalp hastalıklarına, enfarktüslere ve bazı kanserlere karşıda koruyucudur.

Folik Asid eksikliğinin belirtileri nelerdir? Ağır eksikliğinde; ishal, kilo kaybı, halsizlik, dilde ağrı, başağrısı, çarpıntı, huzursuzluk gibi belirtiler verir. Bu belirtilerle bu eksikliği tanımak zordur. Hafif bir eksiklik varsa belirti vermeyebilir ve bebeğiniz için gereken folik asid yetersiz kalır. İşte bu nedenle kendinizi sağlıklı hissetseniz bile çocuk doğurma çağında folik asid almanız çok önemlidir.





vitamin,doğal vitaminler,mineraller,beslenmek,diyet,diyet programları,en sağlıklı diyet,besin ,kilo almak,hamileliktek kilo almak,çatlak,çatlak kremi,doğum çatlakları,hamilelik çatlakları,selülit,selülit tedavisi,kozmetik ürünler ve hamilelik,göğüs yapısı,küçük göğüs,göğüs büyütmek,doğal yolla büyütücü,çatlak kremi,göğüs büyütücü hap,bitkisel kozmetik ürünleri,bitkisel diyet ürünleri satış,bitkisel kilo verdirici ürünler satış,eczane satış,bitkisel eczane,doğal eczane,


 

Tüm Haberler
 
 

www.NaturelEczane.net

Tüm hakları saklıdır.
216 550 8146 - 535 948 2981 - 555 970 86 41


Kilo Zayıflama, Kozmetik, Figürin Zayıflama Kapsülü, NeOpuntia Zayıflama Kapsülü, Bonie Çatlak Giderici Krem, Bitki DermanBonie Antirides Krem, Breast Hap, V-Pills,Kinerase, ayakkabı, Breast Gain, Zevkli Zamanlar,horlama,

Bu site, IdeaSoft® Akıllı E-ticaret Sistemi ile hazırlanmıştır.